Hepsaglik

Sıtma Hastalığı (Malarya) , belirtileri ve tedavisi

Sıtma Hastalığı (Malarya) , belirtileri ve tedavisi
Decrease Font Size Increase Font Size Yazı Boyutu Makaleyi Yazdır
       

Sıtma (Malarya) Hastalığı ve bilmeniz gerekenler

 

Sıtma; anofel cinsi sivrisineklerin insanları ısırması ile bulaşan, her yıl bir milyonun üzerinde ölüme yol açan bir protozoon hastalığıdır. Titreme ile birlikte görülen ateş nöbetleri, anemi ve splenomegali (dalak büyümesi) hastalığın en önemli özellikleridir.

 

EPİDEMİYOLOJİ

 

 

Hastalık; Güney ve Orta Amerika, Afrika, Orta Doğu, Hindistan, Güney Doğu Asya ve Okyanusya gibi çoğu tropikal bölgelerde endemiktir. Ülkemizde 1926-1975 yılları arasında sıtma eradikasyon programları ile sıtma olgu sayısı belirgin olarak düşmüştür. Sıtma Güney ve Güneydoğu bölgelerimizde halen endemiktir, diğer bölgelerde ise sporadik olarak izlenir.

 

sıtma-hastalığı-sinek

Dişi sivrisibekler, kan emmek suretiyle döngüyü sağlarlar.

 

 

Sıtma enfekte dişi sivrisineklerin kan emmesi esnasında bulaşır. Dişi sivrisinekler kondukları yüzeyle 45ºC’lik açı oluşturmaları ile diğer sivrisineklerden ayrılırlar. Sivrisinekler kan emmek için geceleri ve özellikle çocukları tercih ederler.

Kan transfüzyonu ile ilişkili sıtma olguları ve nadiren konjenital (doğuştan) sıtma olguları da bildirilmiştir.

 

ETİYOLOJİ

 

Tanımlanmış 100’den fazla plazmodyumdan insanları enfekte eden 5 plazmodyum türü vardır. (P. falciparum, P. vivax, P. malarya, P. ovale, P.knowlesi)

Falciparum, hemen hemen tüm ciddi olgulardan sorumlu olan türdür. Sıtma alanlarının çoğunda endemiktir ve Afrika’da en fazla saptanan türdür. P. vivax, genellikle ciddi hastalığa neden olmaz ve Afrika hariç hemen hemen P. falciparum kadar sıktır. P. vivax’ın eritrosite invazyonu için Dufy grubu eritrosit antijeni gereklidir. Siyah ırkta bu antijen bulunmadığı için Afrika’da P. vivax infeksiyonu daha az izlenir. P. ovale ve P. malariae daha seyrek görülür ve genellikle ciddi hastalığa neden olmaz.

Ülkemizde sıklıkla P. vivax, nadiren de P. falciparum enfeksiyonu izlenir.

SITMA ETKENİNİN İNSAN VÜCUDUNDAKİ EVRİMİ

 

Plazmodyumlar, evrimlerini insan ve sivrisineklerde olmak üzere 2 farklı dönemde tamamlarlar. Anofel cinsi dişi sivrisinekler ana konak, insanlar ara konaklardır.

1.İnsan vücudunda geçen aseksüel (şizogonik) dönem

2.İnsan kanında başlayıp, dişi anofel vücudunda tamamlanan seksüel (sporogonik) dönem.

 

Sıtmanın İnsan Vücdundaki Evrimi

Sıtmanın İnsan Vücdundaki Evrimi

SITMANIN KLİNİK BELİRTİ VE BULGULAR

 

Sivrisineğin ısırarak sporozoidi vermesinden ilk nöbetlerin görüldüğü döneme kadar olan inkübasyon dönemi (sessiz) plasmodium türüne göre değişmekle beraber ortalama 14 gündür. P. falciparum’da en kısa, P. malariae’da ise uzundur. Transfüzyonla bulaşta inkübasyon süresi kısalmıştır ve ortalama 5-7 gündür. Nöbet başlamasından bir kaç gün önce halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı gibi nonspesifik belirtilerin izlendiği prodrom dönemi izlenebilir. Klasik sıtma nöbetleri; üşüme, titreme, yüksek ateş ve terleme ile karakterizedir. Hasta nöbetler arası dönemde genellikle rahattır, ateşi normaldir.

 

Sıtmada ateşli nöbetler 3 dönem ile karakterizedir;

1- Üşüme, titreme Dönemi(Soğuk dönem): İiddetli üşüme ve titreme izlendiği 1/2-2 saat süren dönemdir. Periferik vazokonstriksiyon vardır. Hastanın yüzü soluk, dudakları ve parmakları siyanozedir.

2- Yüksek ateş Dönemi (Sıcak dönem): 2-7 saat sürer, hasta artık üşümez, vücudu sıcak, yüzü kırmızı, gözleri parlak, derisi kurudur. Ateş 400C’ye kadar yükselebilir.

3- Terleme Dönemi (2-4 saat): Yoğun bir terleme ile hastanın ateşi düşer. Hasta rahatlar.

Nöbet sıklığı sıtma etkenine göre değişir. P. vivax, P. ovale nöbetleri her 48 saatte bir oluştuğu için tersiyana sıtması, P. malariae nöbetleri 72 saatte bir olduğu için kuartana sıtması olarak adlandırılır. P. falciparum nöbetleri 36-48 saatte bir oluşmakla beraber genellikle düzensizdir. Sürekli yüksek ateş veya günlük ateş nöbetleri izlenebilir, diğer adı tropika sıtması dır.

Muayenede birşey saptanmayabilir veya anemi bulguları, sarılık, splenomegali (dalak büyümesi) ve hafif bir hepatomegali (karaciğer büyümesi) tespit edilebilir. Döküntü ve lenfadenopati beklenmez. Eğer tespit edilirse diğer etiyolojik nedenler araştırılmalıdır.

Ciddi veya komplike olgularda mental değişiklikler, koma, şok, solunum yetersizliği, hipoglisemi, parazitemi (eritrositlerin >%3’den fazlasının enfekte olması), ciddi anemi, böbrek yetmezliği ve transaminaz (karaciğer enzimleri) yüksekliği izlenebilir.

En ciddi komplikasyon genellikle fatal seyreden dalak rüptürüdür. Ani klinik kötüleşme karşısında hipoglisemi ve bekteriyel sepsis akla gelmelidir.

Gebelerde sıtma; prematüre veya düşük doğum ağırlıklı doğuma ve mortalite ile kötü bir gebelik gidişi gösterebilir.

Falciparum sıtması (Malarya tropika) yaşamı tehdit eden bir hastalık olarak kabul edilir. Her yaştaki eritrositleri enfekte eder, küçük damarlarda eritrositlerin hapsolmasına aracılık eder ve bu yüzden dalak tarafından enfekte eritrositlerin temizlenmesine engel olur. Klasik sıtma kliniği izlenmez. Nonspesifik semptomlar ve fizik muayene bulguları ile seyredebilir. Ateş 16 saat sürer veya süreklidir. İiddetli üşüme titreme dönemleri izlenmez. Hepatosplenomegali tespit edilebilir.

P.falciparum sıtması komplikasyonları:

1-Serebral sıtma; en ciddi komplikasyonudur ve %20-50’si ölümle sonuçlanır.

2-Böbrek yetmezliği sık karşılaşılan bir komplikasyonudur.

3-Akciğer ödemi.

4-Malabsorbsiyon ve enterokolit özellikle çocuklarda gözlenir. 183

5-Yüksek P. falciparum konsantrasyonu ile ilişkili hemoglobinemi ve hemoglobinüri ile karakterize ‘karasu humması’ gelişebilir. İiddetli bel ağrısı, ateş, kusma izlenir. Hemolizle birlikte kollaps, oligüri veya anüri görülebilir. mortalitesi yaklaşık %30’dur.

 

SITMA LABORATUVAR BULGULARI VE TANI

 

Sıtmada tipik olarak hemoliz bulguları gözlenir. Normokrom-normositer anemi, azalmış nötrofil sayısı ve trombositopeni başlıca bulgulardır. Tutulan sistemlerle ilgili laboratuvar bulguları izlenebilir.

  • Parazitin Gösterilmesi
  • Sıtmanın tanısı, Giemsa ile boyanmış ince yayma ve kalın damla preparatlarında parazitin gösterilmesi esasına dayanır.

 

SITMADAN KORUNMA

 

Sıtmadan korunmanın esası enfekte sivrisineğe maruz kalmamak ve kemoproflaksidir. Sivrisineklerden korunmak için fiziksel engeller, insektisitler, yüksek DEET (N-N-dietil tolvamid) içeren sivrisinek kovucu maddeler kullanılabilir. Sivrisinek kontrolü için ev içinde DDT (dicloro-difenil-tricloro-etan) spreyleri kullanılmış, başarılı olunmuştur.

Kemoproflaksi: Sıtmanın endemik olduğu bölgelere gidip belli bir süre kalacak olanlarda P. falciparum ile enfekte olmasını, diğer türlerde ise atakların önlenmesini sağlamak amacıyla yapılır. Kemoprofilaksi semptomların hafif geçmesinde etkilidir.

Kemoprofilaksi endemik bölgeye gitmeden iki hafta önce başlanmalı ve ayrıldıktan sonra dört hafta devam edilmelidir. Bu amaçla direnç gözlenmeyen bölgeler için klorokin (haftada bir 300 mg) seçilmiş ilaçtır. Tavsiye edilen doz çocuklarda ve gebelerde de kullanılabilir. Annenin aldığı ilaç süt emen yenidoğan için profilaksi sağlamaz. Kuduz aşısına karşı yanıtı baskılar. Klorokine direncin yaygın olduğu bölgelere gidenler için meflokin (Lariam, haftada 250 mg) önerilmektedir. Alternatif olarak doksisiklin (seyahatten 2 gün önce başlayarak, döndükten sonra 4 hafta boyunca günde 100 mg) verilebilir.

 

SITMA TEDAVİSİ

 

Sıtmada erken tanı ve tedavi önemlidir.

1-Destek Tedavisi: Semptomatik tedavi verilir.

2-Spesifik Tedavi: Sıtma tedavisinde kullanılan ilaçlardır. İlk tercih edilecek sıtma ilacı klorokindir.

 

Yrd. Doç. Dr. Nazlım Aktuğ Demir

 

Bu makale Selçuk Üniversitesi Enfeksiyon ABD başkanı Prof. Dr. Onur Ural ve saygı değer hocalarımızın izni ile yayınlanmıştır. İzinsiz ve kaynak belirtmeksizin yayınlanamaz. [ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ]

 

     
    hs-yorum  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir