Hepsaglik

Kuduz hastalığı, bulaş şekli ve risk teşkil eden hayvanlar

Kuduz hastalığı, bulaş şekli ve risk teşkil eden hayvanlar
Decrease Font Size Increase Font Size Yazı Boyutu Makaleyi Yazdır
       

Kuduz, Rabies virüs adı verilen nörotrop bir virüsün neden olduğu ensefalittir. İnsan ve hayvanlara, evcil ve vahşi hayvanların sekresyonları ve/veya ısırıkları ile bulaşır. İnsanlık tarihinin en eski zoonotik enfeksiyon hastalıklarından biri olan kuduz, halen dünyada ve ülkemizde önemini koruyan bir halk sağlığı sorunudur.

 

Kuduz Virüsü

 

Kuduz etkeni, Rhabdoviridae familyası ve Lyssa virüs genusundan Rabies virüstür. Zarflı, tek sarmallı, negatif iplikli bir RNA virüsüdür. Elektron mikroskobunda mermi çekirdeğine benzer çapraz çizgili görünümdedir. Kuduz virüsü dış ortama oldukça dayanıklıdır. Oda ısısında 1-1,5 ay, 37°C‟de 4-5 gün, 4°C‟de uzun süre canlı kalır. Soğuğa oldukça dayanıklı olup –20°C‟de aylarca ve uygun solüsyon ve steril şartlarda muhafaza edildiğinde –70°C‟de yıllarca aktivitesini sürdürür. Kuruluğa, güneş ışınlarına ve ısıya karşı duyarlı olan bu virüs % 40 formalin, % 70 etanol, % 20 sabunlu su veya dezenfektanlar ile hızla inaktive olur.

 

Epidemiyoloji

 

Gelişmiş ülkelerde kuduz hastalığı daha çok vahşi hayvanlardan bulaşırken, gelişmekte olan ülkelerde bulaştan hem vahşi hem de evcil hayvanlar sorumludur. Kuduz, ülkemizde bildirimi zorunlu hastalıklar arasında bulunmaktadır. Ülkemiz evcil hayvanlara bağlı kuduz olgularının, vahşi hayvanlara bağlı kuduz olgularına oranının en yüksek olduğu üç Avrupa ülkesinden biridir. Türkiye‟de kuduz olgularının tamamına yakınından evcil hayvanlar sorumludur ve bulaşma kaynağı %90 sokak köpekleridir.

Kuduz virüsüne sıcak kanlı hayvanlar başta olmak üzere tüm memeliler ve insanlar duyarlıdır. Hayvan türleri arasında da ciddi duyarlılık farkları mevcuttur.

  •  Tilki, çakal, kurt kuduz virüsüne en duyarlı hayvanlardır.
  •  Köpek, kedi, rakun, kokarca ve yarasa ise kuduz virüsüne orta derecede duyarlı hayvanlardır.

 

Yarasalar özellikle orta ve güney Amerika ve kuzeybatı Avrupa‟da rezervuar olarak önemini sürdürmektedir.

 

Hayvanlarda Kuduz

Kuduza yakalanma ihitmali olan hayvanları ülkemiz için şu şekilde sıralayabiliriz:

 Vahşi hayvanlar: Kurt, tilki, çakal, kokarca, yaban kedisi, gelincik.

 

 Evcil hayvanlar: Köpek, kedi, keçi, koyun, sığır, at.

 

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri tarafından yayınlanan Kuduz Korunma ve Kontrol Yönergesine göre; ülkemizde ve dünyada bugünkü verilerle fare, sıçan, hamster, sincap, gerbil, kobay, tavşan ve  yabani tavşan ısırmalarında insana kuduz geçişi gösterilmemiştir. Bu nedenle ilgili kuruluşlar özel bir veri veya bildiri bildirmedikçe, bu tür hayvan ısırıklarında profilaksi gerekmediği bildirilmiştir.

Kuduz virüsü ile infekte olmuş hayvanlarda sonuç daima ölüm olmakla birlikte yarasalar ayrıcalık göstermektedir. İnfeksiyonu subklinik olarak geçiren bu hayvanlarda sinir dokusunda virüs görülmemekte, virüs tükrük bezlerine yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle de yarasaların bu virüsü ömürler boyunca (yaklaşık iki yıl) insanlara ve hayvanlara bulaştırması mümkündür.

Hayvanlarda semptomlar ortaya çıkmadan önce genellikle inkübasyon döneminin sonuna doğru hayvanların salyasında virüs ortaya çıkmaktadır. semptom öncesi bu dönemde salya aracılığıyla virüsün saçıldığı bu dönem hayvanlar arasında değişiklik göstermekle beraber bu süre köpek için 7 – 13 gün, kedi için bu süre 3 gün ve tikilerde ise 5 gün kadardır. Bundan dolayı sağlıklı gibi görünseler dahi köpek ve kedi gibi evcil hayvanlarda, uluslar arası kaide hayvanın 10 gün süre ile gözlem altında tutulmasıdır.

Hayvanlarda kuduz bir hayvan tarafından ısırılmayı takiben hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için gerekli olan süre ortalama 14-90 gün arasında verilmekle birlikte, bu sürenin daha uzun olduğu hatta bir yılı geçtiği bildirilen vakalar vardır. Kuduz hayvan, kliniğin ortaya çıkmasından sonra 2-7 gün içinde ölür.

Kuduz hayvanda; huzursuzluk, korku, ısırma, ağızdan salya gelmesi şeklindeki klinik tablo köpek, kedi ve atlarda sıklıkla görülür. Diğer taraftan sığır, koyun ve keçilerde ise paralitik ve diğer nörolojik semptomlu hastalıklarla karışabilecek klinik tablo gelişir.

 

Yrd. Doç. Dr. Şua SÜMER

 

Bu makale Selçuk Tıp Fakültesi Enfeksiyon ABD başkanı Prof. Dr. Onur Ural ve saygı değer hocalarımızın izni ile yayınlanmıştır. İzinsiz ve kaynak belirtmeksizin yayınlanamaz. [ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ]

     
    hs-yorum  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir